GALERİ

  • 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 14
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

News image

YAZILAR

Sevgi

Sevgi

Yüzde doksan sekizi Katolik olan Malta, Avrupa Birliği’nin son ülkesi olarak boşanmaya izin verdi. Karmakarışık beraberlik şekilleri ortaya çıkarmış olan, bu bir çeşit zorla evlilik modelini bir süre önce İrlanda da kaldırmıştı. Bu sosyal çözüm mü yoksa çözülüm mü? Mutlu evliliğe gerek var mı?

Erkeğin ve kadının önceden belirlenmiş rollerde bir küçük şirket gibi birbiriyle hayatını paylaşması, rasyonalitenin hislerden daha üstün olması üzerine kurulmuş geleneksel bir özel hayat anlayışı bir değişim içinde.

Avrupa’da romantik sevginin evlilikte yer alması gerektiği Yeni Çağda ilk defa Alman filozof Friedrich Schlegel tarafından on sekizinci yüzyılda konu edilmiş. Hala devam eden Yeni Çağ, bazı kaynaklara göre Osmanlılar’ın İstanbul’u fethiyle başlıyor. Friedrich Schlegel’in evlilikte romantik sevgi tezi büyük tepkilere yol açmış. Bugüne kadar gelen mantık ağırlıklı geleneksel düşünce, çocuk bağırtılarının ve günlük hayatın stresi içinde bir evlilikte romantik sevginin uzun süre yaşayamayacağı…

 
Akıl Defterimden Notlar

Akıl Defterimden Notlar

Üniversite yıllarımdan beri düzenli olarak yaptığım gündelik entelektüel faaliyetlerimden biri, her gün aklımdan geçen düşünceleri not etmek. Adeta, kendime sekreterlik yapıyorum!

Yıllar önce fark ettim ki, aklımdan her gün binlerce düşünce geçiyordu ve onların içinden en kaliteli olanları yakalamak için hiçbir şey yapmıyordum.

Bir gün bu düşünceleri değerlendirmeye karar verdim. Beynimde akan düşünce ırmaklarının üzerine, akıl barajları kuracaktım. O tarihten sonra geçen yıllar içinde, düzenli olarak düşüncelerimi not aldım. Hobi olarak başlayan şey, kariyere ve yaşam biçimine dönüştü.

İsterdim ki, her insan bir yandan gündelik hayatını sürdürürken, bir yandan da gün içinde aklına gelen güzel fikir, cümle veya tespitleri not alsın.Kendi aklından geçen kaliteli fikirleri kaydetsin. Bu notlarını bir ömür boyu biriktirsin.

İnsanlar bu notları iki şekilde değerlendirebilir.

1. Yıllar sonra bu notları okuyarak, aklının gelişim evrelerini izleyebilir.

2. Bu “Akıl defteri”ni bir kitap gibi bastırıp, çocuklarına ve akrabalarına hediye edebilir. Baskı teknikleri o kadar gelişti ki, herhangi bir metni, bir kitap gibi, küçük bir bedel karşılığında, 10 adet bile bastırmak artık mümkün.

 
Peygamber (S.A.V.) Ziyaretinize Gelse

Peygamber (S.A.V.) Ziyaretinize Gelse

"Bir gün Peygamber ziyaretinize gelse, Yalnızca birkaç günlüğüne çalsa kapınızı, Merak ediyorum neler yapacağınızı..."

Bunu okuduğunuz anda, inancı sıkı veya gevşek nasıl biri olursanız olun hafiften sarsılıyorsunuz.

Gerçekten de ne yaparız Peygamber kapımızı çalıverse! Hele O'nu dilinden düşürmeyen ama bir yandan da hayatın harala gürelesi içine "düşen"ler nasıl bir telaşa kapılırlar acaba?

Ancak bu şiirimsi metni yazan aslında neler yapacağımızdan emin. Diyor ki...

"Biliyorum. Böylesine şerefli bir konuğa en güzel odanızı açacağınızı, Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını, Ve inandırmaya çalışacağınızı, Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı; Fakat söyleyin bana, Evinize doğru gelirken gördüğünüzde, O'nu hemen kapıda mı karşılayacaksınız? Yoksa içeri almadan önce, aceleyle, Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp Yerine Kur'an'ı mı koyacaksınız? "

 
William Sheakspere

William Sheakspere

Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan kısacası yaşantısından sıkılan
bir adam, cebindeki az miktar para ile yanına hiçbir şey almadan bulunduğu kenti terk edip daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş.
Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:

- Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam Tiyatro!...

Adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak
etmiş. Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Başlamış merakla oyunu izlemeye.

Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış, izlediği

Muhteşem oyun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salon boşaltmak için ikaz almış. Adamsa:

- Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek... demiş.

 
Emile Muller-Çanta

Emile Muller - Çanta

Genç yönetmen yeni filmi için yüzü düzgün, kamera karşısında rahat, düş gücü gelişkin bir kadın oyuncu arıyordu.

Gazeteye ilan vererek adayları davet etmişti. Gün boyu peş peşe girdiği mülakatlardan yorgundu.

O, kendine yeni bir kahve koyarken, sıradaki oyuncu adayını içeri aldılar. Alımlı genç kız, yüzünde meraklı bir tebessümle deneme kamerasının karşısına oturdu ve yönetmenle sohbete başladı. 
Adı Emile Muller'di.

Kısa hasbıhalden sonra yönetmen değişik bir şey denemiş olmak için "Çantanızı açıp bana içindekileri birer birer anlatır mısınız?" dedi. Genç kız arkadaki çantaya uzandı. Fermuvarını açtı.

Önce eline gelen iri kırmızı elmayı çıkarıp anlattı:

"Bu elmayı sabah tezgah başında meyvelerini parlatırken gördüğüm manav hediye etti. Çok iştahlı bakmış olmalıyım."

Sonra bir kitap çıkardı. Henüz kitabın ilk sayfalarında olduğunu ve okuduğu satırlardan çok etkilendiğini anlattı. Romanın baş kahramanının dalaverelerinden söz etti.

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »

BİLİM

Süper beyinde hedef 2023

İnsan beyninin tüm fonksiyonlarını taklit edeb...

Nikola Tesla

Günümüzde teknolojik gelişmeler o kadar hi...

Nükleer Reaktörler

Nükleer rektörler; içersinde nükleer reaksi...

TEKNOLOJİ

Terabyte gidiyor, zettabyte geliyor

Bu satırları okuyan çoğu kişi Gigabyte...

Kendinden Projektörlü Laptoplar

Yeni çıkan dizüstü bilgisayarlar sayesi...

PC Devinden Skandal

Dell bilerek bozuk PC sattı iddiası ...

KİŞİSEL GELİŞİM

Jun 24 2011

Bilim insanları doğruladı: Yaşamayıp hiç bilmemektense pişman olsak da yaşamak daha iyi. İki Amerikan üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, kaçan fırsatların acısı uzun vadeli olurken, hata yapmaktan doğan pişmanlığın acısı daha kısa süreli oluyor. Ayrıca pişmanlıklar acılı olsa da, aslında, fırsatları değerlendirerek işte ya da aşkta ba...

YORUMLAR

SABRİ EMİN

When I discover who I am, I will be Free.

Website: www.sabriemin.com
E-Mail: sabriemin@gmail.com